Category: Makaleler

  • Silsile-i Şerif

    Euzübillehimineşşeytanirraciim
    Bismillehirrahmenirrahiim

    Haluk-u Arzu Semaya Eyleriz Hamd-ü Sena
    Ahmed-i Muhtar-ı Kıldı Aleme Nuru Hüda
    Hazreti Sıddık-u Selman,Kasım-u Cafer gibi
    Eylemiş Neşri Hakikat Ol Beyazid-i Rahnuma

    Bul Hasan Zatı Mükerrem bu Ali Kani Kerem
    Yusuf-u Valaşiyem Salar-ı Ceyşi Asfiya
    Hace Abdülhalik oldu Arif-ü Mahmuda pir
    Şeyh Ali Baba Külal etti Cihanı Ruşena

    Varisi Tahtı Tarikat Şahı Alem NAKŞİBEND
    Eyledi Hace Alauddin-i Halka Pişuva
    Oldu Yakub-e Ubeydullaah Ahrar-ı Halef
    Hazreti Zahidle geldi Aleme Zevkü Safa

    Nuru Çeşmi Marifet Derviş Muhammed Haceki
    Feyzi Bakiyle Cihan Manevi buldu Beka
    Hazreti Ahmed Müceddid Urvetül Vuska olup
    Şeyh-ü Seyfeddin-ü Seyyid Nuri Nura itila

    Habibullah Mazhar-ı Şah Abdullah Pir-i Dehlevi
    Hazreti Halid’le oldu Kalbi Salik Pür Ziya
    Seyyidi Ali Nesep Tahal Hükkari’den sonra
    Pirimiz Taha-l Harrir’i oldu Kütbu-l Evliya

    Eyleriz Arzu Dehalet Dergahı Saadete Biz
    Esad-ü İhvan-ü Dine Mağfiret Kıl Ya Hüda
    Hayatında nice Murdi dili dile Ahyar eyledi
    Çar Cihette Halkı heran Hakk-a İrşad eyledi

    Varisi Mensubu Esad Mevriri Esrarı Hak
    Ol Mübarek Kutbul Aktab HALİL FEVZİ
    Kulunu kılma Gufranından Cüda
    Mürşidi Sakaleyn DÜZCEVİ Hacı HÜSEYİN HABİBİNİ
    Zatına Yar eyleyip her nefeste Müridanın ziyadeyle Ya Hüda

    Salli ve Sellim Ala Eşrefi Nuru Cemiil Enbiya-i, vel evliyai
    Vel Mürselin, Velhamdülillahi Rabbil Alemin.

    EL FATİHA

  • İmtihan Dünyası

    image

    image.png

    Aziz kardeşim!

    yukarıdaki ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor: “İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece ‘İman ettik’ demeleriyle kurtulacaklarını mı sandılar? Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır

    hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Mümin, taze ekine benzer. Rüzgâr hangi taraftan eserse onu o tarafa yatırır (fakat yıkılmaz). Rüzgâr sakinleştiğinde yine doğrulur. İşte mümin böyledir; o belâ ve musibetler sebebiyle eğilir (fakat yıkılmaz)…”[i]

    Allah’ın Kitabına göre insanın yaratılış gayesi ve varoluş sebeplerinden birisi yeryüzünde imtihan olmaktır. Buna göre bu dünya bir imtihan yeridir. Ölüm ve hayat, hangimizin daha güzel davranışlar sergileyeceğini sınamak için Rabbimiz tarafından yaratılmıştır.[ii] Ömür dediğimiz sermaye, hayat dediğimiz zaman dilimi, imtihan için tanınan süredir. İnsana verilen her türlü nimet, mal, mülk, evlat, makam, mevki birer imtihan vesilesidir. Aynı şekilde insanın karşısına çıkan her türlü sıkıntı, zorluk, acı ve musibet, birer imtihan vesilesidir. Ve bunun herhangi bir istisnası da yoktur. (Enbiya suresi..35. ayet)…her nefis ölümü tadacaktır.sizi hayır ve şer ile imtihan edeceğiz.sonunda bize döndürüleceksiniz.

    Değerli Kardeşim!

    Rabbimiz, en çok sevdiği kullarını en büyük musibetlerle imtihan etmiştir. Bu sebeple geçmişte en büyük sıkıntılarla imtihan edilen kişiler, O’nun en çok sevdiği kulları olan peygamberler olmuştur. Zira Rabbimiz, dostluğuna talip kullarını böyle çetin imtihanlara tabi tutar. Hz. Âdem ebedilik arzusuyla sınanmıştır. Ölümsüz olma isteği Hz. Âdem’in imtihanıdır. Hz. İbrahim, Hz. İsmail’le sınanmıştır. Evlat sevgisi, Hz. İbrahim’in imtihanıdır. Hz. İsmail, canıyla imtihan edilmiştir. Hz. Yakub, Hz. Yusuf’la sınanmıştır. Hz. Yusuf, Züleyha ile imtihan edilmiştir. Hz. Eyyüb taşları çatlatan bir sabır imtihanından geçmiştir. Böylece, teslimiyetin, sabrın, cesaretin, iffetin, Rabbimize karşı samimiyetin timsali olan peygamberler, kulluk sınavının en güzel örneklerini sergilemişlerdir. Son peygamber, Hâtemü’l-Enbiyâ, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) ise imtihanın her çeşidiyle sınanmıştır. Âlemlerin Efendisi, imtihanın ne demek olduğunu, bir beşerin tek başına musibetlerle nasıl mücadele edebildiğini örnek hayatıyla bizlere göstermiştir. Onun imtihanı, Mekke’de bir yetim olarak peygamberlik yükünü omuzlayabilmesiydi. Onun imtihanı, bir eline güneşi, diğerine ayı verseler dahi yolundan dönmemesiydi. Onun imtihanı, Taif’te taşlandığı halde, dudaklarından muhataplarına rahmet dileyen dualar dökülmesiydi. Bedir’de bir avuç müminle müşrik ordusunun karşısına çıktığında mübarek ellerini açıp Rabbine “Allah’ım! Şu bir avuç İslâm toplumunu helâk edersen (korkarım) yeryüzünde sana ibadet eden kimse kalmayacak.”[iii] diye seslenmesiydi. Nice mihnet ve külfetler, her biri Nebî’nin omzundaydı. Ancak o, her belanın nimet, her nimetin de bela olduğunun bilincinde olarak varlıkta da yoklukta da, sevinçte de hüzünde de hep Rabbiyle beraberdi… Şunu bilmeliyiz ki, Rabbimiz, mümin kullarını, kendilerine azap etmek için değil, ancak arınmaları için imtihan eder. Müminin görevi varlıkta şımarmamak, yoklukta isyan etmemektir. Müminin görevi, nimetlere şükretmek, musibetlere sabretmektir.

    Müminin görevi,başkasının fikir ve düşüncelerine saygılı olmaktır.mümin kişi, hoşgörülü olmalıdır.mümin,yediği ekmeğe nankörlük etmeyendir.bir lokmanın kırk yıl hatırını saymalıdır.mümin, kardeşinin arkadan kuyusunu kazmayandır.mümin,yalancı ,hilekar,düzenbaz,değil;doğru,dürüst,samimi olandır.kardeşinin kusur ve kabahatini,ayıplarını araştırıp ortaya çıkaran , yayan değil.kusurları örten,bağışlayıcı ve affetmeyi bilen kişidir.o halde gelin bu kuran ve sünnet düşüncesini beraberce yaşamaya çalışalım.işte o zaman yüce mevlamızın rahmet ve mağfiretine nail olmuş oluruz inşallah. O zaman kişinin refahı ,toplumun huzura ermesi,birlik ve beraberliği ilelebet devam etmeye cevazdır.

    Gelin beraberce sorumluluk bilincine sahip olalım..

    Bu mübarek günde, Rabbimize sığınıyoruz ve diyoruz ki, bizleri bilgisizliğin ve sorumsuzluğun karanlıklarından aydınlığa kavuştur ya Rabbi! Bizleri açlıktan-susuzluktan, kıtlıktan ve kuraklıktan, alevlerden, yangınlardan, tufanlardan muhafaza eyle ya Rabbi! Gecelerimizi gündüze çevir, bizleri kirlerimizden arındır, taşıyamayacağımız yükleri yükleme ya Rabbi! Bizleri fitneden ,hasetten,fesattan,dedikodudan muhafaza eyle ya Rabbi! Bu dünya hayatındaki imtihanlarımızı başarıyla verip, huzuruna hayırlı amellerle, yüzümüzün akıyla çıkmayı nasip eyle ya Rabbi! Amin…


    [i] Buhârî, Tevhîd, 31.

    [ii] Mülk,67/ 2.

    [iii] Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 8.

  • Hz.YUNUS ‘ dan (K.S.)

     

    Behey kardeş Hakk’ı bulam mı dersin
    Hakk’a yarar amel işlemeyince
    Bu sözün ötesin duyam mı dersin
    Mürşid-i Kamil söylemeyince

    Değme kimse gönül evin düzemez
    Hakk’ın takdirini kimse bozamaz
    Ummanlara dalıp çıkıp yüzemez
    Aşkın deryasını boylamayınca

    Gel hey karındaş gel hey tevhide özen
    Tevhiddir gönlünün evini düzen
    Hiç kendi kendine kaynar mı kazan
    Çevresine ateş eylemeyince

    Gönül kuşu uçar gündüz dolanmaz
    Başlı suların ayağı bulunmaz
    Elekten eleğe konup elenmez
    Değirmene varıp un olmayınca

    Aşkın galip oldu yüreğim kaynar
    Aşkı olan ar u namusu neyler
    Behey Yunus sana söyleme derler
    Ya söyleyeyim mi söylemeyince

  • HACI BABAMIZIN EVLATLARINA NASİHATLERİ

    Euzu Besmele ile

    Aşağıdaki şartlara uyulması lazım olan yavrularımıza gönülden, kalpten ve ruhtan bir an ayrı değiliz. Şartlarımız sırasıyla şunlardır:

      Hay iken ihvanatımızın ortasında duaları yapılmış yavrularımızın ömürlerinin son saniyelerine kadar zikrullahın üzerinde vazifelidirler. Emirlere uygun çalışmaları lazımdır. Haklarında suizan yapılamaz. Herhangi bir genç yavrumuzun halkayı zikri idaresini 20–25 sene yaparda Cenab-ı Hakk etrafını büyütürse o yavrumuzda kınanamaz. Onunda aynen duası yapılmışlar gibidir, kalben ve ruhen o yavrularımızla da beraberliğimiz vardır. Zikrullahın idaresi için lüzumlu olan şartlar şunlardır:</LI>

    a. Şeriatı Garra’nın bildiğinin amili olup, bilmediklerinin talibi olmak, en ufak bir noktasına dahi saygısızlık olmaması gerekir.

    b. Namahrem olan kadın ve erkekler arasındaki ilişiğin titizlikle en ufak yekdiğerlerine yaklaşmalarına müsamaha gösterilmemesi

    c. Yavrularımızın maddi yönden herhangi bir kimsenin elinde ve cebindekine en ufak bir tamah ve talepte bulunmamaları lazımdır. Şu kadar var ki Resul –u Ekrem efendimiz hediyeyi helal kılmışlardır, hediye müstesnadır.

    d. Elinizdeki mevcut ders kâğıtlarına ve halka-i zikir usul ve tertibi üzerinde en ufak bir değişiklik yapılmaması gerekir. 

    İki mürşidi kâmil arasında Fetret Devresi vardır,

    Fakirinizle şeyhimizin arasında 1950’den 1965’e kadar bir devre zarfında boşluk içinde kalmışızdır. Ulu orta çalışmalarımız olmuştur. Üstadımızla ( Hacı Halil Fevzi Hz.) pirimiz Esad efendi arasında 1938 ‘den 1950‘e kadar olan devrede Hazretimiz ( Hacı Halil Fevzi Hz.)  Düzce kürsü vaazlığını muhafaza etmiştir. Hal böyle olunca yavrularımızın gençlik durumlarını göz önüne alırsak; Fetret devresinin biraz uzaması da mümkün olabilir. Sabırlı olmaları tavsiyelerimizdir. Ayrıca duası yapılmış yavrularımızdan bilhassa en büyük ricamız bugünkü şartlarda yayın yapan televizyonu evlerine sokmamaları; şayet nefsanî istekleriyle televizyonu evlerine getirirlerse aklen, kalben ve ruhen kendilerini fakirinizden uzak tuttuklarından şüphe etmesinler. Televizyonun yolculuğumuz şartlarına uygun gelişmesi halinde yavrularımız alıp almamakta muhayyerdirler. Yavrularımızın tümü yukarda yazılı şartlara riayet ederek çalışmalarına Rabbimiz sonsuz rahmetleri Resulü zişanımızın şefaati uzmaları ve bütün pirani izamımızın himmetleri üzerlerine Rabbimiz eksikliğini göstermesin, Rabbimiz nefis ve şeytan şerrinden bil cümlesini hıfzu himaye buyursun. Âmin, Bihürmeti Taha ve Yasin. Essalamü Aleyküm Verahmetullahi ve Berakatühü.                                        

    EL-HAC  HACI  HÜSEYİN  YILDIZ

  • Takva

     

    Nefsin günaha götüren şeylerden korunması demektir. Takva; ihlâslı olmak, şeriatın adabını muhafaza etmek, kalbinde Allah’tan başka bir şey görmemek, masivayı terk etmek, şüphelerden kaçınmak, nefsin hazlarını terk etmek, nefsini hiçbir kimseden hayırlı (üstün) görmemek demektir.

    Takva—sadece korku değil Allah’a karşı derin bir saygı ve her tür davranışta onun rıza ve hoşnutluğunu gözetip kazanmaktır. Takva duygusu kalbe yerleştiği zaman akıl bütün hayatını ona göre yapmaya başlar. Talak süresi ayet -2 (kim takva sahibi olursa Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir.)

    1—Takva; dünyada elde edilecek en iyi ve hayırlı azıktır.( Kuşkusuz azığın en hayırlısı takvadır bakara -97 ) buyuruyor.

    2—Takva; insanın hayat hadiseleriyle ilgili bütün hal ve hareketlerinde, insanlarla olan ilişki ve etkileşimlerinde olumlu ve aktif olmayı gerektirir.

    3—Takva; İslam medeniyetidir. Tarih boyunca ulaşılan her coğrafyada barış ve huzurun iyiliğin, hayrın, hiçbir ayrım yapmadan özgürce yapılan iman ve İslam medeniyetidir.

    Takva (muttaki) sahibinde bulunması gereken özellikler şunlardır.

    1—İyilikte bulunmak, hayırlı işler yapmak

    2—İyilik ve takva üzere yardımlaşmak (iyilik ve güzellikte yardımlaşın ve yarışın günahta değil.)ayet buyuruyor.

    3— Bollukta ve darlıkta da Allah için harcamak

    4—Günahlarından istiğfar etmek, tevbe etmek.

    5—Doğru ve dürüst olmak; her işinde istişare yapmak.

    6—İnsan haklarına saygılı olmak, ahlaklı olmak, düzgün, temiz bir ahlaka sahip olmak gerekir

    7—Üstün ve değerli olmak ancak takva iledir.(sizin en üstün olanınız takva sahibi olanınızdır)

    8—Takva sahiplerinin yeri cennettir.(işte onların mükâfatı ‘’ takva sahipleri’’nin Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan cennetler vardır, onlar orda ebedi kalacaklardır.) ali İmran -136 ayet.

    Kur’an üstün olmayı, iyilik yapmayı ve başarılı olmayı, insana insanca yaklaşmayı ve hizmet etmeyi hedef alır. Her türlü kötülüğü yapmamayı tavsiye eder. Eğer yaparsa da af ve bağışlanmasını Allah’tan diler. İşte bu vesile ile takva sahibi insan her attığı adıma dikkat eder ve bu dünya hayatının bir imtihan yeri olduğunu asla unutmaz.

    Unutulmamalıdır ki kalpler ancak takva ile imtihan edilir.(hucurat-3 ) Ya Rabbi bizleri de takva yolculuğunda daim ve kaim eyle, kimseye kötü düşündürme, kimseyi incitmeyelim bizlere yardım eyle.

    —————————————–

    Takva– yüce mevlamızı her davranışımızın içinde bilme, hiç unutmama, her daim onu anma,her nefes alış ve verişimizde onun bir kudret nişanesinin olduğu bilincine sahip olma.
    Kurbiyyet- – yüce mevlamıza o na yakın olma zamanı, o’na kul olmanın şuuruna erme, ona kavuşanlara yakın olma arzusu,gönülden bağlılık.yakınlık sevdası. Yakınlıkta takva , takvada teslimiyet..
    Gurbeti Kurbete
    Firkati vuslata döndüren Allah’ım
    Bir yakınlık ver bize
    Bir sürur ver gönlümüze…
    Bu makamda aklıma ayet mealleri geldi. İsmail’in babası İbrahim’e teslim olası gibi.baba oğul sevgisi ile Hakk’a bağlılık duygularının harman olduğu engin dünyayı yaşama…öfke ile değil sevgi ile yaklaşma..
    Ya rabbi İsmail olana sabır ve teslimiyet,
    İbrahim olana azim ve inayet ihsan eyle…
    Bu aşk ve vecd içinde olanlar için , aşkı Rasul ile yanan Yusuf Nabi aklıma geldi.hac için çıktığı yolculuğunda Medine ‘ye yaklaşınca kafileden rütbeli birinin adap ve erkana uymayan bir oturuş şeklini görünce ,Medine’yi övücü ve o zatı uyarıcı şu sözleri söyler.
    Sakın terk-i edepden kuy-i mahbub-i Hüdadır bu
    Nazargah-ı ilahidir, Makam-ı Mustafa’dır bu.
    Edebi terk etmekten sakın, (edepli ol) zira burası Allah’ın sevgilisinin bulunduğu yerdir. Bu yer Cenab-ı Hakkın nazargahı, Muhammed Mustafa’nın (sav) makamıdır.
    Mü’min dört vasfından belli olur
    1—Bela ve musibete maruz kaldığında sabreder.
    2—Nimet ve ikrama kavuştuğunda şükreder.
    3—Konuştuğu zaman doğru konuşur. (dürüst olur)
    4—Hükmettiği zaman adalete riayet eder.
    Mü’min beş nur içinde dolaşır durur—Onun sözü nur, ilmi nur,girdiği yer nur,çıktığı yer nur,kıyamette gideceği yer de nurdur. Mevlam cümlemizi nur içinde yaşatsın amin bi hurmeti taha ve yasin

  • PEYGAMBERİMİZ BİR SOHBETİNDE BUYURDULAR Kİ

    Bana dünyadan üç şey sevdirildi.

    1— Gözümün nuru Namaz

    2— Kadınlar

    3— Güzel koku

    Hz. Ebu Bekir Sıddık efendimiz de,

    1— Ya Rasulallah senin yanında olup yüzüne bakmak

    2— Malı Allah yolunda harcamak

    3— Sadıklarla oturup kalkmak

    Hz. Ömer efendimiz de,

    1— Emri bil ma’ruf nehyi anil münker

    2— Haddini bilmek

    3— Adaletli olmak

    Hz. Osman’ı zinnureyn efendimiz de ,

    1— Yemek yedirmek

    2— Selam vermek

    3— İnsanlar uykuda iken gece namazı kılmak

    Hz. Ali efendimiz de,

    1— Misafire ikram etmek

    2— Yazın oruç tutmak

    3— Allah için kılıç sallamak.

    Hz. Cebrail aleyhisselam da,

    1— Fakir fukarayı gözetmek

    2— Emaneti yerine getirmek

    3— İyi insanlarla yolculuk etmek

    Yüce Mevla’i mütealimiz de bunun üzerine şöyle buyurdu.

    1— Sabreden bir kul,

    2— Zikreden zakir,

    3— Şükreden kalp buyurdular.

    Mevlamız böyle kullarından eylesin. Peygamberimize layık ümmet olmayı nasib eylesin. Erenlerin yolundan ayırmasın. Ümmeti Muhammed’in birlik ve beraberliği için çalışan kullarından eylesin. Yurdumuzun milletimizin birlik ve beraberliği için dua edenlerdeneylesin. Amin bi hürmeti Taha ve Yasin…

  • Yaratılanı severiz yaratandan ötürü

     

    Müslüman her zaman sevgi dolu olmalı, yaşamı boyunca gerek insanlara, hayata, doğaya , çevreye , bütün canlılara sevgıyle , şefkatle, hoşgörü ile bakıp ; ibret almalıdır.
    O sevgi ki ! Rahmet peygamberini Allah kendi nurundan (sevgisinden) yaratmıştır.
    O sevgi ki ! Rahmet peygamberi dünya ya geldi bütün kötülükler yıkılıp yok oldu
    O sevgi ki !Mevlana’yı , Yunus ,A.kadir geylani , Nakşi bendi ,H,Bektaşi veli ve niceleri işte bu sevgi pınarından içmiş ve bütün insanlığa ve Müslümanlara hep örnek olmuşlardır. O SEVGİ KUR’AN VE SÜNNET-İ seniyyedir.
    İşte ey sevgili dostum ! bizler bunu bilir , buna göre sevgiyle hoşgörüyle bakar hayatımızı bunlardan örnek alıp yaşarsak inşallah insanlara faydalı oluruz… O erenler o makama gelene kadar ne çileler çekmiş ve neleri terk etmişler nice sevdiği şeyleri bırakmışlar.
    Ali İmran süresi – Ayet :92
    Ayeti kerimede – (siz sevdiğiniz şeylerden Allah için sarf etmedikçe (harcamadıkça) asla iyiliğe kavuşamazsınız.
    Allah için ne verir ve harcarsanız Allah onu bilir.) buyuruyor.
    Ey gönül kardeşim ! bizlerde gönül yolunda sevgi ve hoşgörüyle insanlara bakar sevdiğimiz şeyleri onlarla paylaşır, onlara yardım elimizi de uzatırsak mevlamızın bu ayetinin sırrına mazhar oluruz.inşallah
    Aşık Yunus derki:
    Dövene elsiz gerek
    Sövene dilsiz gerek
    Derviş gönülsüz gerek…
    Ey dost ! bizim amacımız kimseyi kırmadan , incitmeden , bu vatanın ve milletimizin birlik ve beraberliği için her zaman ve her yerde dua eden, kişiler olmalıyız. İnsanlara hem örnek olmak , insanlarla beraber olup ,hakkı zikretmek. Hakk ile beraber olmak gerekir.
    Ey dost ! gelişen ilim ,bilim, teknoloji çağımızda bizde değişelim. Bu çağa ayak uydurmaya bakalım şu ‘ 3 k ‘( korku-kararsızlık-kuşku) bunları terk edersek ; kur’an ve sünnete sıkı bağlanıp nefsimizi edep ve haya ölçüsünde ahlaklı eğitirsek , ümit ederim ki mevlamıza samımı bir kul olarak ,O nun dostu olarak rahat bir şekilde kavuşuveririz inşallah.

    Ali İmran süresi – Ayet :139 Yüce mevlam ( gevşemeyin, üzülmeyin, eğer gerçekten inanmışsanız en üstün sizsiniz.) buyuruyor.işte ey nefsim sende emir ve nehiyleri yapmada ne korku ve nede gevşeklik ,çekingenlik yapma . çünkü senin yıkılmaz bir imanın var.o imanın sahibi Allah tır. Allah ise yüceler yücesidir.mevlamız kendısıne layık kul, habıbne layık ümmet, eren evliyasına layık evlat olmayı,bu cennet vatanımızın, milli birlik ve beraberliğimize dua edenlerden eylesin. Amin bi hurmeti Taha ve Yasin………

  • Sohbet

    Edep bir tac imiş ol nuri huda dan

    Giy ol tacı emin ol her beladan

        Tasavvufta edep en önde gelir.bu yolun pirleri , büyükleri;tasavvuf  başlı başına edep tir buyurmuşlardır. İnsana kendini tanıtma mürşidi ile olur . mürşidi kamil o insana edebi ,hayayı, irfanı  ancak mürşit öğretir. İrfan okulu olan evliyaları yetiştiren Allah dostu yetiştiren yerler,dergah’tır. İşte burada yetişirler

        Buralarda ;kur’an var . sünnete uymak var , insanı sevip, insana hizmet var. Sevgi – saygı var. Hoşgörü var. Vatan ve millet sevgisi,birlik ve beraberliğe götüren yerler burada olur kişi terbiyeyi burada öğrenir ve uygular herkes sever ve sayar.

        Bizim yolculuğumuz, Nakşibendi  Halidi kolu ;üstadımız sultan haci babamız bir sohbetlerinde buyurdularki;derviş her halükarda Allah’i zikre devam ederse  rahmet ve bereket kapıları açık olur . Şeytan ve nefis onda çok az  zuhur eder . Eğer tefekkür halinde olursa mürşit de ona yardım eder. Haci babamız  öyle nefisle mücadele ederdi ki hiçbir zaman nefse pay ayırmazdı. Şeyhimiz az yerdi az giyerdi Allah dostları uyumaz uyur gibi görünür.

        Bundan sonra bu sayfada bütün kardeşlerimizden gelen  yazılar olacak her belde den ; kim gerek haci babamızdan , gerekse yolculuğumuzla ilgili olarak bu sohbet sayfamızda yayın yapacağız maksadımız insanlara ,dervişlere faydalı olmak Allah dostlarının meyvelerınden tatmak ve ikram etmek .

        Bu vesile ile umulurki mevlamıza layık kul , rasülüne layık ümmet olmayı eren evliya ullaha evlat olmayı  mevlamız nail eyler düşüncesiyle ….bi hurmeti taha ve yasin.

    FEDAKARLIK

            < HAK TEALA ÖZ DAVASINA YARDIM EDENLERE MUTLAKA  YARDIM  EDER.>

    (Hac süresi)

    Tasavvufta  kur’an ve sünnete uymanın yanında; bütün nafile  ibadet ve taati de ganimet bilip yapacaktır. Prensiplerine uymak zorundasın. Uymazsan, sıdkı sadakatla yapmazsan bu yolda yürüyemezsin. Çünkü bu yolun sahibi Allah ve Rasülü ‘dür .Pirlerdir (altın silsilede ismi geçen velilerdir.)

                              HACİ BABAMIZ BİR SOHBETİNDE BUYURDULARKİ;

    Her Tarikatın bir günlük dersi olduğu gibi;  bizim de  bir   dersimiz vardır. İşte bu günlük dersmizi  kim yaparsa, abdest, namaz içinde olursa , kendini elinden geldiği kadar da dilini yalandan, gıybetten alıkoyarsa, rahat bir şekilde Mevlamıza kavuşur inşallah.

    Bu arada elinden geldiği kadar bazen işinde, bazen maddi bazı fedakarlık yapacaktır. Bu fedakarlık Allah  için olacaktır. Yani haftalık  sohbetler vardır. Bunlara gelmesi katılması gerekir. Mesela, bu akşam sohbet varsa, işin biter eve mi gideyim ? sohbete mi? İşte burada fedakarlık yapması lazım . Yani  sohbeti tercih etmesi gerek, hele bu yolda hemde nefis ile mücadele şarttır.

    Bu yolda nefis muhasebesi yapacaksın. Hem Allah için çalışacaksın hemde nefsin dediğini yapacaksın . yok öyle. Bu yolda kin yok. Haset  yok. Gıybet yok. dedikodu  yok . Fitne çıkarmak yok. Fesat (insanları birbirine düşürmek )yok.

    Bu yolda Allah’a ibadet var peygambere itaat var. Mürşidi kamile sıdkı sadakatla bağlılık var. İnsanı sevmek var. Hoşgörü  var. İnsana iyi davranmak var. Saygılı olmak vardır. Alçak gönüllü olmak var .Halk içinde Hak ile beraber olmak var. İşte bu böyle olursa insanı kamil olur ki Mevlamızın en sevdiği hallerdir. Peygamberimizin sevdiği hallerdir. Haci babamızın istediği haller böyle idi.

  • Zikir

    Zikir; anmak, hatırlamak, yâd etmek demektir. Kur’an da ise Mevla’mızın buyurduğu ayetler ışığında açıklama yapalım.

    Bakara süresi-ayet:152
    (Siz beni zikredin ki bende sizi zikredeyim…) buyuruyor. Buradaki manada yüce mevlamızı zikretmek hiç bir zaman hatırdan çıkarmamak gerekir. Zira biz O nu hatırlarsak  darlıkta ve bollukta O da bizim her türlü işlerimizi hem bu dünyada hem de ahirette bizi hatırlayacaktır inşallah. Zaten  mevlamız öyle buyuruyor.

    ŞİDDETLİ   ZİKİRE MİSAL AYET

    Bakara  süresi-ayet: 200
    (Hac dönüşünü tamamlayıp döndüğünüz zaman, babanızı nasıl bağırarak; baba, baba, baba dersiniz ya; işte ondan daha şiddetli Allah ‘ı  zikredin ) Burada âlimler ve evliyalar tefsirde ise; bir tarlanın başında babası diğer tarlanın başında da oğlu olup babasını çağırması gibi diyorlar.

    Araf süresi-ayet:205
    (Allah’ı  gizli ve açıktan içten yalvararak kalp ten zikredin…) Burada hem Nakşibendî hem de Kadri tarikatı için işaretler vardır. Ayrıca Nakşî  için günlük tek başına yapılan zikir içinde işaret edilmektedir. Tasavvuf ehli için mevlamız Araf  süresi 201. ayette ise (Takva sahipleri varya, şeytan onlara geldiği zaman; onlar daima Allah’ı zikrederler.) buyuruyor.

    Ahzab süresi- ayet: 41–42
    (Ey iman edenler; Allah’ı  hesapsız, çok çok zikredin. Sabah ve akşam) buyuruyor. İşte yüce rabbimizi zikretmenin, O’na yaklaşmanın, onu ne kadar çok zikredersek Onunla berber olmak en güzel bahtiyarlıktır. Allah ile beraber olan insan hiç kimseye zarar veremez. Kötü düşünemez. Her zaman insanlara  faydalı olur. Fakire, yetime, öksüze yardım eder. Hiç kimseyi kusur ve kabahatinden dolayı hor görmez. Bu kişiler ümmet-i Muhammed’e dua ve niyazda bulunurlar. İnsanlar içinde hidayet vesilesi olurlar.  Kötü huylu kişiler içinde Allah ‘dan islah olmaları için çalışırlar. Allah’ı zikreden dervişler, kişiler, her zaman yurdumuzun, milletimizin birlik ve beraberliği için dua ve niyazda bulunurlar.

    Ankebut süresi ayet: 45
    (Zikrullah en büyüktür. Allah yaptıklarınızı bilir.)  Buradaki manada yüce mevlamızı zikretmenin ne büyük olduğunu vurguluyor. Çünkü zikirde riya yok, gösteriş yok, gıybet yok, fitne yok, dedikodu yok, maddi menfaat yok. Sadece maneviyat var, Allah’ı zikretmek var. Çünkü buraya gelen kişiler sadece Allah ‘ı düşünerek gelirler ve zikrini, fikrini, şükrünü yapıp dağılırlar. Onun için zikir büyüktür.

    Zuhruf süresi Ayet: 36
    (Kim Allah’ı zikretmez de yüz çevirirse biz O kişiye şeytanı musallat ederiz. Artık onun arkadaşı şeytandır.)buyuruyor. Burada yüce mevlamız açık olarak bildirmiş. Eğer senin arkadaşın zikir, fikir, şükür. Bunlar olursa ne mutlu. Çünkü önce cennet daha sonra Allah ve Resulü, cemalullah vardır. Mevlamız mübarek eylesin. Diğer bir hususta ise senin arkadaşın bunlar olmazsa o zaman şeytan ve arkadaşları olacaktır. Allah muhafaza. Şeytan arkadaşı olan insanlar önce, kötü yerlere kötü işler yaparlar. Sonra da direk (tövbe etmezse) cehenneme atılırlar. Mevlamız bu gibi insanları hidayete erdirsin.

    Ali İmran suresi Ayet:191
    (Allah’ı otururken, ayakta iken, yan yatarken, bile zikret. Yerin ve göğün yaratılışını tefekkür edin)
    Allah’ı zikretmek o kadar basit ve kolay ki; yeter ki onu sevelim ve ondan korkalım. Ona ulaşmak için, ona kavuşmak için ne güzel kolaylıklar var. Her zaman ve her yerde Mevlamızı tefekkürle zikredersek, işte asıl kurtuluş budur. Yüce Rabbimiz cümlemizi her zaman ve her yerde kendisini zikreden, şükreden bahtiyar kullarından eylesin.(âmin)

    Nisa suresi Ayet: 103
    (Namazı kıldıktan sonra, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrediniz.) buyuruyor.Daha nice ayetler vardır ki burada maksadımız Mevlamızı anmaktır (zikretmek) ona kavuşmak, onunla beraber olmaktır. Onu zikreden onunla beraber olur. Onunla beraber olan hiçbir kötülük yapamaz. Kötülük düşünemez. Her şeye sevgi ve hoşgörü ile yaklaşır. Yaratılanı sevecektir. Yunus divanında; yaratılanı sev yaratandan ötürü. İşte olmak istediğimiz bu. Yolumuz Yunus ve Mevlanaların yolu; Mevlamız layık eylesin. (âmin)

  • Tasavvuf

    Allah ve Rasülüne gönülden bağlanmak ,bir Mürşit bulup ona bağlanarak(onun hizmetinde)olup verilen virdi, günlük tesbihatı yapmaktır.Mürşid-i kamile sağlam inançla , sıdkı sadakatla ,verilen tesbihatları zamanında yaparsan kısa zamanda mevlamızın sevdıği kulların arasın dahil olursun.
    Mürşit olmadan tasavvuf olmaz her şey mürşitle aşılabilir.Gerçek mürşit sana Allah yolunu peygamber ahlakını öğretir. İnsanlara daima faydalı olmayı , birlik ve beraberliği, alçak gönüllü olayı öğretir.
    Tasavvuf’ta mürşit’in sözünü dinlemek, verilen nasihatı, harfiyen yapmak esastır.hangi tarikat olursa olsun ;Her birinin ayrı ayrı özellikleri vardır.hangisine gidersen mutlaka uyacaksın.Tasavvuf bunu gerektirir.hepsi kur’an ve sünnet üzere olursa yollar Allah’a gider.
    Tasavvuf = Tarikat kelime olarak değişik ama mana itibariyle aynıdır. Allah ‘a giden yollar demektir. Burada önemli olan Mürşid-i kamile daima bağlı kalmaktır. Gönülden bağlı olmaktır.
    Bkz : Fetret Devresi

    Hacıbabamızın evlatlarına nasihatleri

     Zikrullah üzerinde Hacı Babamızın vazifeli bıraktığı evlatlarının tümünden rica ve minnettarlığı ile arzu ettiklerini üç bölümde toplamıştır;

     

    1. Yavrularımın, kendilerinde en ufak varlığa kaçan nefsani isteklerin arzu ve heveslerine uygun rabıta, murakabe, rüya, hal ve kallerinde tamaha kaçan en ufak bir nokta kendi bünyelerinde görmemeleri gerekir. Çünkü Pirlerimizin, bilumumları varlıktan kaçmışlar. Yokluğu ve Hiçliği başlarına taç olarak giymişlerdir. 12 Pirimizin tek nokta üzerinde almış oldukları kararı: Kerametten kaçmışlar, istikamet  üzerinde sabit kalmışlardır.
    2. İkinci bölüme gelince, Yavrularımız Allahımızın bütün emirlerini kendi nefislerinde tatbik edip, yani abdest, namaz, zikir, oruç, tüm nafile ibadet ve taaati daima ganimet bilip, takva yolculuğunun en ince noktasını mübarek gözlerinden kaçırmamalıdırlar. Aşık Yunus divanında : << Kılı kırk’a yardım, parçasını kalın gördüm.>> demesine uyulursa umulurki en ufak bir aksaklık yapmadan, Piranımızın yolu ile, Resulu Ekremimizin şefaati uzmaları ile Rabbimize büyük vakarla, rahat bir yolculukla kavuşuverirler.
    3. Tüm yavrularımız Allah’ımıza doğru yolculukların temiz, nizam ve intizam içinde olduğunun işaretleri : iyi bilmelidirler ki, her evladımızın etrafındaki yavrularının rüya, rabıta, hal ve gidişleri ve şeriata bağlılıkları ile yolculuklarında edep ve haya’yı hedef olarak almalıdırlar. Buradan kendilerini her saniye imtihanı ilahide olduğunu unutmamalıdırlar. Amin bi hürmeti Taha ve Yasin Essalamu aleyküm verahmetullahi veberekatuhü.EL – HAC HACI HÜSEYİN YILDIZ